>youtube sayfamız>>


Göynem dernekleri
Instagram sayfamız
youtube videoları


Kimler hatta?
Toplam 2 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 2 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 182 kişi Perş. 15 Ara. 2016 - 15:23 tarihinde online oldu.

SEYAHAT NOTLARI! “GÖYNEM” (2)

Aşağa gitmek

SEYAHAT NOTLARI! “GÖYNEM” (2)

Mesaj tarafından GÖYNEM Bir Çarş. 12 Ocak 2011 - 22:58


Mustafa Akkoca

SEYAHAT NOTLARI! “GÖYNEM” (2)
Bin yıl suya hasret kalan Göynem’de, “Selâtîn” Camiî’leri aratmayan
büyük iki cami vardır. Çocukluğumuzda 1950’li yılların başlarında yeni bir
cami yapılmıştı. Bu cami, Anadolu mimarisine uygun, hatıllı, helikli,
kalın taş duvarlar, tavan ve ara bölmeler hafif ahşap malzeme ile
yapılmıştı.
(Bilinenin aksine Anadolu’nun muhtelif yerlerinde sık
sık, zelzeler meydana gelmekteydi. Bin yıllık tecrübeyle geliştirilen bu
mîmârî tarzda, şiddetli zelzele neticesinde bu binalar yıkılsa bile
ölümlere sebebiyet vermiyordu. Çünkü, hatıllı, helikli sistemlerde duvar
örülen büyükçe taşların genişce ve düzgün yüzleri dışarda, boşlukları
helikle doldurulmuş noksanlı ve dar bölümleri içerde kalmaktadır.
Herhangi bir sarsıntı anında hatılların ve heliklerin yardımıyla
duvarlar içeriye doğru değil, fakat dışarıya doğru devrildiğinden, tavan
ve ara bölmeler de çok hafifi ahşap malzemeden olduğu için, en fazla
hafif yaralanmalar meydana gelirdi. Çok büyük zelzelelerde bile ölümler
hiç olmaz veya çok mahdut olurdu. Ne yazık ki, artık Göynem’de bile bu
mimârî uslup terk edilmiş, büyük şehirlerde olduğu gibi yığma veya
betonarme binalar, sefer tası gibi üst üste katlar, Allah muhafaza!
herhangi bir sarsıntı anında tost makinesi gibi ara duvarlar yok oluyor,
en az 20 cm’lik ağır beton ara katlar üst üste binerek zemin katta
birleşiyor, gece uykusunda veya ani sarsıntılarda maalesef, ya az kişi
kurtuluyor yada hiç kimse kurtulamıyor.)
Hatıllı taş duvar, tavanı ve
zemini hafif ahşaplı, minberi, mihrabı eşsiz Selçuklu süslemeleriyle
bezenmiş ahşap objeler yıkılarak yerine bugünkü betonarme ve kurşun
kaplı kubbeli bir cami yapılmıştır. Minber, mihrap Kütahya Çinisi’nden
yaptırılmıştır. Avizeleriyle herşeyiyle herhangi bir “Selâtîn” cami’ide
bulunması gereken her şey Göynem Camiî’nde mevcuttur. Bin yıldan fazla
bir zaman sarnıçlardan taşınan sularla ve ibriklerle abdest alınan
Göynem’de cami’in kapalı şadırvanında-ki, aslen Göynemli olan ve yıllar
önce İzmir’e göç etmiş, orada iş tutmuş Merhûm Mehmet İntaş tarafından
yaptırılmıştır.- güneş enerjisiyle ısıtılmış, sıcak veya ılık dilerse
soğuk birinci sınıf menba suyu ile abdest alınmaktadır.
Modern bir
tuvalet, tuvalette ve şadırvanda rengarenk kokulu, sıvı veya normal
sabunlar, tuvalet kağıdı, kağıt havlu ve hiç kullanılmamış yeni
havlular... Çocukluk yıllarında ve kış aylarında güğümlerdeki,
kovalardaki, ibriklerdeki buzları kırarak abdest almış birisi olarak,
gıpta etmemek “Bizler bu dünyaya kaderin tecellisiyle biraz erken
gelmişiz” dememek mümkün mü?
Göynem’de, Yukarı Oba, Aşağı Oba, Dıngıloğlu’nun ve Sani Mustafa Ağa’nın odaları olmak üzere dört oda vardı.
Bu
odalarda köy dışından gelip, köyde ahbabı bulunmayan misâfirler, deri
toplamak, başkaca ticârî maksatlarla gelip uzun süreli kalanlar, devlet
adına vergi tahsildarlığı veya âşâr toplamak için gelen vazifeliler,
nahiye müdürleri, jandarma kumandanı, jandarma erleri misâfir
edilirlerdi.
İhtiyaç duyulduğunda Köy İhtiyar Hey’etleri, köy bütçesi
bağlanacağında isteyen herkesin katılabildiği köy genel kurulları bu
odalarda toplanırdı. Özellikle kış aylarında köy ileri gelenlerinin
öncülük ettiği daha ziyade gençlerin dinleyici olarak katıldığı
sohbetler yapılırdı.
Ayrıca köy seyirlik oyunlarından bölümler
oynanır, köyün mollaları tarafından Siyer, Tarihitabarî, Muhammediye,
Ahmediyye ve Envâru’l-âşıkîn kitapları okunur, Hikâye-i Deve, Hikâye-i
Güvercin ve Hikâye-i Kesikbaş anlatılırdı. Ramazan ve Kurban
Bayramlarında ise, oba halkının çoluk-çocuk tamamının katıldığı Bayram
Yemeği yenilir ve bayramlaşmalar yapılırdı. Her komşu imkânları
nisbetinde, Allah’ın verdiği nîmetlerden tuzlusundan-tatlısına mevsimine
göre, sebze-meyve ne varsa getirir, topluca bayram yemeği yenilir,
topluca bayramlaşma gerçekleştirilirdi.
Artık odalar fonksiyonlarını
tamamlamış, park alanı haline getirilmek veya Mâi-i İnhidam hale gelip
tehlike arz etmeye başlayınca belediye tarafından yıkılmışlardır.
Göynem-Derebucak
karayolunun ikinci kilometresinde ulu köknar ağaçlarının bulunduğu bir
düzlüğe, uzun yıllar yurtdışında işçi olarak çalışmış ve kesin dönüş
yapmış Göynemli hayırperver, âlicenap bir hemşehri’limiz bir
villa-mescid ve misâfirhane yaptırmıştır. Emsâli Anadolu’nun pek çok
yerinde görüldüğü gibi dört duvar, içerisinde bir kaç seccade bulunan
basit bir mescid veya misâfirhane değil...
Zengin bir ailenin
mutfağında bulunan tüm mutfak eşyası, aklınıza gelen tüm ekstralarıyla
burada mevcut, bütan gazla çalışan ocaklar, yedek tüpü de mevcut. Ekrem
ve Cemal Reşit Rey kardeşlerin Lüks Hayat Operetinde söyledikleri gibi,
“Dolu mutfak, dolu kiler, ah ne güzel lüks hayat!” dedikleri gibi bu
mescid ve misafirhane de mutfak ve kiler her tür gıda maddesiyle dolu,
ekipman eksiksiz tamam, öyle ki bütan gazlı ocağı tutuşturmak için hem
çakmak hem de kibrit var...
Bu mescid-misafirhanede misafirlerin
yalnızca maddî açlıkları düşünülmemiş, manevî açlıklarını
giderebilmeleri için akar su bulunmayan bu yerde yağmur sularının
biriktirildiği betonarme bir havuz yapılmış, bu havuzdan suyun
alınabilmesi için tulumba ve uzun ipli kova tertibi alınmıştır.
Mescid-misâfirhanenin
belli bir mesâfeden yakınlarına modern bir tuvalet yapılmış, karnını
doyuranların ibâdetlerini de lâyıkıyla eda edebilmeleri için ihtiyaç
duyacakları herşey hazırlanmıştır.
Ayrıca misafirhaneye yerleştirilen oturma gurupları ve istirahat için gerekli olanlar da eksiksiz burada mevcuttur.
Bütün
bunlar yaklaşık olarak ilçe merkezine 6 kilometrelik, kasabaya iki veya
üç kilometrelik bir mesafede, “kuş uçmaz, kervan geçmez” bir mahalde,
tenha bir yerde Allah’a ve vicdan sahibi insanlara emanettir.
Dünyanın
herhangi bir yerinde böylesine bir hayır hizmeti zâten yoktur, bir
başka benzerinin Türkiye’nin herhangi bir yerinde olacağını da tahmin
etmiyorum.
Göynem, konumu, konduğu yer bakımından güneyden-kuzeye,
doğudan-batıya neredeyse 2 kilometre kare bir yerdir. Burada kısmen bağ
olan harımlar vardır. Geyşam, Yoluşam, Armutkolu, Kızılova gibi yakın
yerler, Nergisalanı, Goraş, Uzunkuyu, Göynükbeli, Tazı, Kavaklıçukur ve
Kozlu gibi mezrâları-ki, ne yazık bu mezraların çoğundaki münbit
araziler, tarlalar bilgisizlik, ilgisizlik yüzünden orman kadastrosunda
“Orman” olarak kayıtlara geçirilmiş vaktinde yapılması gereken itirazlar
da yapılmayınca kesinleştirilmiştir. -Akdağ, Alıç ve Ortagölcük gibi
yaylaları da mevcuttur.
Bir de Aşağıkayar (eski adı “GEYDEŞ”)
Pınarbaşı-Mahallesi durumundaki Kayaarası grup köyleriyle,
Antalya-İbradı ilçesinden bazılarının geniş tarlalarının bulunduğu,
dünyanın en “Egzotik” ovalarından birisi olan “GENBOS OVASI” ve
Derebucak-Gökböget Barajı-ki, Devlet Su İşleri kadirşinaslık göstermiş,
bu baraja, İstanbul Teknik Üniversitesi eski öğretim üyelerinden Merhum
Prof. Dr. Yılmaz Muslu Hoca’nın adını vermiştir. Burada bu vesileyle
yöre için çok zarûrî ve faydalı bu önemli baraja Prof. Dr. Yılmaz Muslu
Hoca’nın adını verenlere, başta zamanın Devlet Su İşleri Umum Müdürü
hâlen Çevre Orman Bakanımız Muhterem Veysel Eroğlu Bey olmak üzere bütün
yetkililere teşekkür ederken, Merhum Yılmaz Muslu Hocamıza da Cenab-ı
Hakk’ın vâsî rahmetini niyaz ederiz.- ve bu barajdan sulanacak “GENBOS”
ovasıyla alakalı olarak ayrı bir yazı yazmamız şart olmuştur.
(Seyahat Notlarına devam edeceğiz.)


http://www.oncevatan.com.tr


GÖYNEMLiLER FORUM       GÖYNEMLiLER FORUM           GÖYNEMLiLER FORUM
avatar
GÖYNEM
admin
admin

Erkek Mesaj Sayısı : 995
Yaş : 50
Nerden : göynemliler
Kayıt tarihi : 16/01/09

http://www.goynemliler.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz

youtube videoları

Galeri


arama
Özel Arama